Nika isyanı Ocak 532’de Jüstinyen’in imparatorluk döneminde meydana gelmiştir. Nika ismi yunanca karşılığı olan ‘zafer’ kelimesinden dolayı verilmiştir. İsyan sırasında neler olup bittiğini tarihçi Prokopius ve Malalas’ın kayıtlarından öğrenebiliyoruz. Nika İsyanı öncesinde de durum pek parlak değildi. Çok yakın bir tarihte 512 yılında isyancılar İmparator Anastasios I’i neredeyse tahtından edeceklerdi. Büyük Sarayın batısında
Doğu Roma İmparatorluğunun merkezinde yaşayan Konstantinopolisliler şehrin kuruluşundan düştüğü ana kadar sürekli olarak sporla iç içe yaşamışlardır. Bu spor aktivitelerinin büyük bir kısmı Yunan ve Roma Medeniyetlerindeki faaliyetlerin devamı niteliğindeydi ve onların sayesinde Anadolu coğrafyası ve Haçlı seferlerine katılmış Avrupalılarda bu faaliyetlere tanık olup yayılmasını sağladılar. Aradan geçen zamanda
Ayasofya denildiği vakit kilise, camii ya da müze terimini ilave etmek nedense pek yerinde gelmiyor. Çünkü burası yüzyıllardır farklı toplum ve inançları barındırmış gezip gören herkeste büyük saygı uyandırmış gökkubbeyi andıran bir mekan. Burada kah bir imparator tacını giyip imparatorluk ünvanını almış , kah bir sultan hutbe okutmuş, bir Bizanslı vaftiz olurken bir Latin (Henricus Dandolo) için mezar olarak kullanmış…


