Nika isyanı Ocak 532’de Jüstinyen’in imparatorluk döneminde meydana gelmiştir. Nika ismi yunanca karşılığı olan ‘zafer’ kelimesinden dolayı verilmiştir. İsyan sırasında neler olup bittiğini tarihçi Prokopius ve Malalas’ın kayıtlarından öğrenebiliyoruz. Nika İsyanı öncesinde de durum pek parlak değildi. Çok yakın bir tarihte 512 yılında isyancılar İmparator Anastasios I’i neredeyse tahtından edeceklerdi. Büyük Sarayın batısında
Bizans deniz gücü altın çağını en dikkate değer gemiler olan dromonlar ile yaşadı. Kürek ve yelken kombinasyonu güç oluşturmak için ilk defa uyum içerisinde dizayn edilmişti. Dromon greko-romen tarzında savaş gemilerinin genel adıdır. Bu sözcük ilk olarak karşımıza Sardis’li Eunapios’un tarih metinlerinde otuz kürekli gemi olarak geçmektedir (4. yüzyıl). Köken olarak ‘Dromos’, yani yol kelimesinden türediği
Mozaik tesserae adı verilen küçük küpler şeklinde ve çeşitli renklerden ibaret cam, mermer ve tuğladan malzeme ile zemin ve duvar süslemeleri yapılan sanattır. Genellikler kilise ve saray duvarlarını süslemekte kullanılıyordu. Özellikle erken dönem Bizans kiliselerinde geometrik desenlerden ibaret olan mozaikler Konstantinopolis’teki büyük saray kazılarında bulunan zemin ve duvar mozaikleri adeta birer tablo gibidirler.
Bizans kültürü, doğu ve batının bir karışmasıydı. Bu yüzden giyim tarzı sadece Byzantium şehrinde giyilen tarzları kapsamadı, Roma İmparatorluğu’nun başkenti olduktan sonra, onun etkisinin altında, İtalya, Yunanistan gibi bölgelerde de giyim açısından takip edildi. İlk başlarda Roma geleneklerinin tamamen aynısı bir giyim tarzına sahipti. Bizans’ta kıyafet değişikliği dördüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun
Konstantinopolis cadde ve sokakları düşüldüğünde günümüze kadar ulaşmış kaynak sayısı çok fazla değildir. Kesin olarak bilinebilen tek cadde yüz metreden daha uzun olan, günümüzde Divan Yolu denilen Mese Caddesidir. Konstantin ve Teodosius şehrin yollarını genişletip caddelerde birleştirmeler yaptıkları sırada Mese Caddesi zaten vardı. Gerçekte bu cadde, Balkan yarımadası boyunca uzanan eski Roma yolu olan Via Egnatia’nın Konstantinopolis duvarlarından geçerek doğuda son bulduğu noktadır. Ve buna paralel olarak kuzeybatı istikametinde yeni yol yapıldı. Mese’nin kelime anlamı da zaten ‘orta cadde’ demektir. [...]
Bizans İmparatorluğu ile ilgili olarak gerek mimari , gerek askeri , gerekse saray ve teoloji konusunda birçok eser bulunmasına rağmen eğitim konusunda günümüze ulaşabilen kaynaklar yok denecek kadar azdır.Durum böyle olunca eğitim kim tarafından nerelerde ve ne şekilde veriliyordu soruları keşfedilmeyi bekliyor. Fakat hiç şüphe yok ki İstanbul eğitim kökenini Atina, İskenderiye ve Antakya mirasından almaktadır.
Eğitimin en önemli konularının başında Helen ve Latin gramer eğitimi geliyordu. Aziz Arsenius, Theodosius I tarafından Roma’dan onun iki oğluna öğrenim vermek için çağırtıldı, [...]
Ayasofya denildiği vakit kilise, camii ya da müze terimini ilave etmek nedense pek yerinde gelmiyor. Çünkü burası yüzyıllardır farklı toplum ve inançları barındırmış gezip gören herkeste büyük saygı uyandırmış gökkubbeyi andıran bir mekan. Burada kah bir imparator tacını giyip imparatorluk ünvanını almış , kah bir sultan hutbe okutmuş, bir Bizanslı vaftiz olurken bir Latin (Henricus Dandolo) için mezar olarak kullanmış…


