Mozaik tesserae adı verilen küçük küpler şeklinde ve çeşitli renklerden ibaret cam, mermer ve tuğladan malzeme ile zemin ve duvar süslemeleri yapılan sanattır. Genellikler kilise ve saray duvarlarını süslemekte kullanılıyordu. Özellikle erken dönem Bizans kiliselerinde geometrik desenlerden ibaret olan mozaikler Konstantinopolis’teki büyük saray kazılarında bulunan zemin ve duvar mozaikleri adeta birer tablo gibidirler.
. Ayrıca Ayasofya’yı örten dekorasyon en az onun mimari yapısı kadar övgüye değerdir. Bizans açısından oldukça önemli bir yapı olması dolayısıyla imparatorlar tarafından göz kamaştıracak güzellikte mozaikler ile bezenmiştir ve Bizans sanatının en seçkin örneklerini teşkil eder. Konstantinopolis Fatih Sultan Mehmet tarafından ele geçirildiğinde onun emri ile Ayasofya Kilisesindeki insan figürünün her temsili olan mozaikler beyaz sıva ve alçı ile kapatıldı. Ve bu sayede belki de farkında olmayarak Fatih mozaiklerin günümüze kadar deforme olmadan gelmesini sağlamıştır.
Anadolu’nun birçok yerinde yapılan kazılar da 5 yüzyıl ile 13 yüzyıl arasında bulunmuş mozaik kalıntıları mevcuttur. Erken Hıristiyanlık döneminden kalan bütün saray villa kilise mozole banyo yıkıntılarında duvar mozaiklerine rastlanmaktadır. 5 ve 6. yüzyıllarda yapımına başlanan duvar mozaiklerini kaldırım mozaikleri izler. İkona kırıcı dönemde mozaiklerde dini motifler neredeyse uygulanmayacak kadar az ya da gizlice uygulanır oldu. Bu dönem mozaiklerinde daha çok doğa resimlerine ağırlık verildi.
Mozaik yapımında kullanılan malzemelerin başında gelen cam M.Ö. 4. yüzyılda Sassani’ler den ihraç edildi. İlk zamanlarda sofra takımı ve pencere camı olarak kullanıldı ancak daha sonraları tesserae yapımında da kullanılmaya başlandı. Yedinci ve onuncu yüzyıllarda meydana gelen Arap baskınları cam imalatını etkilemiştir. Ancak Doğu Akdeniz’de bulunan başlıca imalat yerleri ( Bağdat, Rakka, İskenderiye) cam imalatına devam etmiştir. On birinci yüzyılda Serçe Limanı ve onun otuz kilometre kadar açıklarında da bulunan batık gemilerde yapılan incelemede, sadece cam ürünlerin değil ikinci el ya da kırılmış camlarında ticaretinin yapıldığının bir kanıtıdır.* Cam ürünlerinde iki aşama temeldir. İlk aşama camı hammadde olarak imal etmek ikinci aşama ise işlemek. Altı ve Yedinci yüzyılda Bet Eli’ezerde cam eritmek ve şekil vermek için yapılmış fırınlar mevcuttu ve yılda 140 ton cam kapasiteli çalışıyordu. 13. Yüzyılda Venedik hammadde olarak cam imalatı ve cam ürünleri konusunda merkezdi. Mozaikte kullanılacak cam malzeme imal edilirken çekilen en büyük sıkıntı camı renklendirmek olmuştur. Yeşil ve mavi için bir miktar bakıra ihtiyaç varken lacivert için kobalt kullanıldı ancak opak renk elde etmek oldukça güçtü. Mozaik camının renkliliği, dört boya öğesi, demir, bakır, manganez ve kobalt kullanımı ile sağlandı. Bunların değişik oranda karışımları ile geniş bir renk aralığı elde edilebiliyordu. Altın rengi eldi etmek için ise sadece 20 gram altın ile 6 metrekarelik mozaik alanı kadar tesserae elde edilebiliyordu.
Cam Konstantinopolis’te üretilmiyordu sadece dışarıdan kullanıma hazır cam ürünler ve tesserae’ler satın alınıyordu. Jüstinyen zamanında İskenderiye’den yıllık 400 ton cam Konstantinopolis’e geliyordu. Akdeniz’de tesserae ticaretinin rotaları tam olarak bilinememekle birlikte değişik zamanlarda Arap yarımadasından İspanya’ya hatta Rusya’da dahi tesserae kalıntılarına rastlanmıştır. Bu malzemelerde de pahalı olduğu için Basil I zamanın tesserae’ler eskimiş olan bir yüzeyden çıkarılıp yeni mozaikler elde etmek için yeniden kullanıldı.
* Byzantine glass mosaic tesserae: some material considerations, Liz James
Byzantine and Modern Greek Studies Vol. 30 No. 1 (2006) 29–47




