Bizans ve Slav İlişkileri I

BB
Tarih: 5 Mart 2010
Kategori: Makaleler

Bizanslılar yaptıkları en iyi işlerden biri antik kültürü koruyup kendilerinden sonra ki kuşaklara başarıyla aktarmış olmalarıdır. Bunu yaparken en çok yardım aldıkları toplum kuşkusuz Doğu ve Güney Slavlarıydı.  Slavların Bizans ya da daha öncesinde Roma imparatorluğu ile ilk temasları hakkında pek az bilgi vardır. Bilinen şu ki altıncı yüzyılda anavatanları olan Rusya’nın batısında ormanlık alandan yola çıkıp Balkanlara yerleşmiş olmalarıdır. Ve onları imparatorluk ile temas noktasına getiren de onların Balkanlarda ki istila girişimleridir. İlk olarak imparatorluk yazılı kaynaklarında Slavlar ile ilgili olarak yazılmış terim ‘’Sclavenes’’ olmuştur. Ve Danube’nin (Tuna Nehri) kuzeyine yerleşmişlerdir.  566 yılında Avarlar ile başlayan savaştan sonra Danube’nin güneyine inmeleri için bir şans ortaya çıktı. 582 yılında büyük kuşatmadan sonra Avarlar Sirmium’u ele geçirirler. Ve bu düşüş Konstantinopolis’in Slav istilası bir sinyal niteliğindeydi. İmparatorluk o sıra on yıl kadar sürecek olan Pers savaşına hazırlanıyordu ve yüzünü balkanlara çevirecek durumu yoktu. 597 de gerçekleşen Slav istilası bu kez Belgrad Sirmiumdan Mora ve Salonica’ya kadar etkili oldu. Salonica istila edilmek istendi fakat şehrin koruyucusu Aziz Demetrius olan inançlarıyla sadık Selanikliler şehri çok etkili müdafaa ettiler.Fokas’ın imparatorluğu zamanında Slavlar neredeyse Makedonya’yı vatan edinmişlerdi ve imparatorluğun içinde bulunduğu durum göz önünde bulundurulursa onlara karşı çıkabilecek siyasi bir otorite henüz sağlanmış değildi. Ve doğuya ilerleyen Slavlar birkaç kez olsun bu durumu fırsat bilip Bizantium yolunda görülmüşlerdir. Daha sonra yön değiştirip Dalmatia kıyıları istila edildi. Yedinci yüzyılın ilk kırk yılı Balkan yarımadası Trakya ve Arnavutluk dağları ile deniz kıyıları haricinde tamamen Slavların istilası altındaydı. Slavlar yerleştikleri küçük köylerde izole bir şekilde kabileler halinde yaşıyorlardı. Bu kabilelerde bütün erkekler lider ‘Zupan’ karşısında eşitti. Bu yaşam şekli vassallık gibi bir hale dönüştü ve Avarlar gibi birbirine çok bağlı bir kavim oluşturdular. Küçük kabilelerden merkezi bir organizmaya dönüşmeleri de bu yüzden zaman aldı. Bu sebeple ırksal ve ulusal bilince kavuşmazdan önce onları içlerine çekmeye çalışmak Bizans için en akıllıca olanıydı.

658 yılında bir kısım Slav kabilesi anadoluya getirilip yerleştirildi. İmparator Heraclius Slav istilasını yakından izliyordu. Persler ile savaş sona erdiğinde dikkatini balkanlar üzerine çevirdi ve Slavları Danube’nin altına çekmek için çeşitli yollar denedi ve daha sonra da onları Hıristiyan yapmak için uğraş verdi. Aziz Demetrius bu konuda neredeyse en çok çaba veren ve hatta tek Hıristiyan misyonerdi ve Slavların saygısını kazanmaya başlamıştı. Fakat fırsat kaçırılmıştı. Balkan Slavları Bulgar çatısı altında birleşme yoluna girdi. Bulgarlar Karadeniz’in kuzey sahillerinde gelen orijini Hunnicler olan bir kavimdi. Heracliustan sonra yarımada sakin bir hal alır fakat bu uzun sürmez. 679 yılında Asperuch önderliğinde Bulgar krallığı Bizans’a karşı saldırıya geçer. İmparator Konstantin IV sınırın savunmasını yapar fakat hastalığından dolayı savaşı bırakıp sarayına dönmek zorunda kaldı. Lidersiz kalan ordu geri çekilmeye zorlandı ve 680’de Bulgarlar Tuna nehri ile Karadeniz arasında yerleştiler ve sınırları Varna şehrinden 200km kadar batıya uzanıyordu. İmparator Konstantin IV onlar ile barış imzaladı ve bölgenin adı artık Bulgaria olarak anılmaya başlanmıştı ancak 9 yıl sonra Konstantin’in oğlu Jüstinyen II  barışı bozarak Bulgar topraklarına bir sefer düzenledi. Sonraki yıllarda Bulgarlar güçlerini giderek arttırdılar ve Jüstinyen II’ye iç savaşları bastırma konusunda yardımcı oldular. 717’de Konstantinopolis Araplar tarafından ikinci defa kuşatıldığında Theodosius III  Bulgarla ile yeni bir anlaşma yaptı ve esirlerin mübadelesi yapıldı. Ayrıca Bulgarlar Meriç nehrine kadar ilerlemiş oldular ve Bizans ile Bulgar krallığı arasında serbest ticaret anlaşması yapılarak her yıl Bizans belli miktarda altın ve ipeği Bulgarlara vermeyi kabul etti. Bu durum kırk yıl kadar devam etti. Daha sonra Bulgarlar tekrardan istilaya giriştiler ve bu Bizans’a onların sadakatinin gerçek olmadığını düşündürdü. Diğer taraftan Slavlarda Salonica ( Selanik) şehrini kuşatma altına aldılar. Sırplar ve onların ardından Hırvatlar bağımsızlıklarını ilan ettiler. Balkanların doğu tarafı onların yönetimi altına girdi. Bulgarlar Varna ve Danube arasındaki bütün Slavları sürdüler ve tamamen Bulgar nüfusa sahip hale getirdiler ve yerli bir aristokrasi geliştirdiler. Kormisoş’un ölümünden sonra sık sık ayaklanmalar ve iç sürtüşmeler başladı. 777 yılına gelindiğinde Bulgar Han bir yunanlı ile evlenip Vaftiz olmayı kabul etti. Bu durum Bizans için son derece önemli bir fırsattı. Ancak Heraclius döneminde olduğu gibi yine fırsat değerlendirilemedi. Bu sefer ortada ki problem ikona kırıcılık faaliyetleriydi ve vatandaşlar ikona severler ve ikona kırıcılar olarak iki zıt kutup haline geldi. Neyse ki Bulgarlar artık önceki gibi istila hareketine girişmiyorlardı. Bulgar tehlikesinin uzaklaşması imparatorluğu Slavların evcilleştirmesi yolunu denemeye itti.

Özellikle Atinalı imparatoriçe İrine bu konuda yakından ilgiliydi. Yüzyılın bitiminde Avarlar Şarlman tarafından bozguna uğratıldı. Bazı Slav ve Bulgar grupları uzun yıllar boyunca Avarların hakimiyetinde Danube’nin kuzeyinde Transilvanya’da yaşamıştılar. Ve o bölgedeki Slavlar Sırbistan’a yerleştirilip Krum liderliğinde yaşamaya başladılar. Krum hırslı bir liderdi ve o Slav halkına özgürlüğü verdi. Onun en büyük amacı Bulgaristan’ı da içine alarak Balkanlarda büyük bir imparatorluk kurmaktı. Krum kısa sürede güç toplayarak Konstantinopolis bile alabileceğini düşünüp bir saldırı başlattı. 807 yılında savaş başladı. 809 da Sardica’yı kuşatıp ormanlık alanlarını kendi bölgesine dahil etti. Durumun ciddiyetini göre imparator Nikeforus I ordusu ile kuzeye hareket etti ve Krum’un başkenti  Pliska’yı kuşattı fakat bütün adamları ile birlikte öldürülüldü.Savaştan şans eseri kurtulan damat Mikail I yeni imparator olarak tahta geçti.  Savaş 26 Temmuz 811’de başladı ve Bizanslılar açısından 400 yüzyıl önce Valens’in öldürüldüğü Adrianople ( Edirne) savaşının çok benzeri bir yenilgi olmuştu. Ve Krum’un önünde şehrin sağlam surlarından başka duracak güç kalmamıştı ancak duvarlar  Konstantinopolis’i korumuştu. Savaş 814 yılında Konstantinopolis’in Krum tarafından ikinci kez kuşatılması için hazırlık yaptığı sırada ölümüyle sona erdi. Başkent fethedilememişti fakat o rüya denilebilecek olayı gerçekleştirmek için beklenenden fazlasını yapmıştı. Öldüğü vakit Bulgaristan Avrupanın en güçlü krallıklarından biriydi. Savaş boyunca Makedonya ve Bulgaristan’da ki bir çok arazi ve köyler yağmalanıp yakıldı. Trakya’nın hasar görmüş en önemli şehirlerinden Adrianople ve Mesembria ( Nişabur) imparator tarafından yeniden onarıldı. Krum’dan sonra tahta oğlu Omortag geçti ve 30 yıl kadar hüküm sürdü. Ve onun döneminde Bizans kültürü ve Hıristiyanlık Bulgaristan’da yayılmaya başladı. Ve onun oğlu Malamir zamanında Slav politikası hız kazandı. Konuşulan dil ve  isimler dahi artık Slav kökenli olmaya başladı.


Yorum Yap

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız.

BB
EtiketlerBB
EtiketlerBB