Bizans İmparatorluğu tarihinde Konstantinopolis’in Latinler tarafından işgal edilmesi önemli bir bölümdür. Çünkü İmparatorluğun başkenti kurulduğu günden itibaren ilk defa yabancıların eline geçmiş oldu ve Bizans monarşisi yerinden edildi. Latin İmparatorluğu 57 yıl boyunca Bizanslılar için acı ve utanç verici bir şekilde yaşamını sürdürdü. 30,000 silahlı adam bir şehri alabilir ancak bir imparatorluğu tamamen yerinden sürdüğü nadir görülmüştür. Nitekim şehri elinde bulunduran Latinler vakit kaybetmeden yıkıntılar içinde aldıkları şehre yerleşmeye başlamışlardı ve ilk imparator olarak dördüncü haçlı kuvvetleri arasından Baldwin seçildi. Tüm gelişmeler neticesinde Yunan olan halk ve üst kesim insanlar ağırlıklı olarak üç bölgeye dağıldılar. Trabzon’da iki prens vardı. Komnena’ların torunları ve varlıklarını 1461 yılına kadar sürdürebildiler.Epirus’ta Angeli ailesinden olan Mikhail Angelus Komnenus ve son olarak İznik’te (Nicaea) Aleksius III Angelus’un damadı Teodor Laskaris vardı. Laskaris patrikhanenin önde gelen liderlerini etrafında toplayarak kendisine taç giydirdi ve resmen Romalıların İmparatoru olduğunu ilan etti. Bu sırada Epirusta’da aynı şeyler oldu ve birbirine rakip olan bu iki Bizans prensliklerinin tek hayali vardı; İstanbul’a tekrar sahip olmak.
Birbirine rakip iki prenslik ve istikrarını henüz tam oturtamamış bir Latin İmparatorluğu.Bu durum Bulgaristan için oldukça iştah açıcıydı. Ve Bulgarlar güneye akın başlattılar. Adrianople ( Edirne) yakınlarında Baldwin ve Bulgar Çar Yuhanitsa arasında yapılan savaşta Baldwin henüz imparatoluğunun birinci yılında öldürüldü(1205). Baldwinden sonra yerine Henry geçti. Henry Latinlerin oldukça güvendikleri bir liderdi fakat onunda yine vakitsiz ölümü Latinleri bir kez daha hayal kırıklığına uğrattı. Bu gelişmeler hedefleri ve düşmanları aynı olan Yunan ve Bulgar kuvvetleri arasında bir dayanışma doğmasına yol açtı. Boniface i düşürende yine Bulgarlar olmuştu. Ve ondan sonra gelen oğlu yeteksiz bir lider olduğundan Epirustaki Yunan prensliği 1222’de Selanik Krallığına son verdi. Fakat bu tarafta müttefik olma durumu fazla uzun sürmedi ve Epirus prensliği Bulgarlara saldırdı ve Çar John Asen Yunan güçlerine büyük kayıplar verdi.
Batıda tüm bu gelişmeler olurken doğuda bulunan İznik İmparatorluğu gerek Teodor Laskaris (1205-1222) gerekse onun varisi İoannes Vatatzes (1222-1254) önderliğinde Anadoluda güç topluyorlardı. Ve özellikle Vatazes döneminde batı Anadoluya kadar olan topraklar ile burada bulunan adalar (Samos, Chios, Lesbos, Cos ve hatta Rodos) geri alınmıştı. Bu sırada Bulgarlar 1236’da Konstantinopolisi almak için başarısız bir girişmde bulundular. Daha doğrusu batılı dostları Latin İmparatorluğunu istiladan kurtardı. Ve bu durumlar karşısında Vatatzes tekrar Bizans ruhunu birleştirmeyi başardı. Bulgarların başarılı çarı John Asen öldükten sonra Vatatzes Selanik’e tekrar sahip oldu(1246) ve bunu Makedonyanın büyük bir kesiminin ele geçirilmesi izledi. Ve sonunda Epirus Despotu Mikhail II Vatatzes’in hakimiyetini kabul edip Durazzo , Sırbistan ve Arnavutluğu ona verme sözünde bulundu(1254). Vatatzes öldüğünde güçlü zengin ve tutarlı bir imparatorluk bırakmıştı.
Bu arada Latin İmparatorluğunda Henry’nin ölümünün ardından imparator Peter başa geçmişti. Daha sonra Robert ve onun 1228’de ölümünden sonra da Baldwin II imparator olmuştu. Ve İoannes Dukas Konstantinopolis’i almayı dener fakat yine vakit erkendir ve Avrupalı dostları Latin İmparatorluğunun yanındadır. Başarılı geçen imparatorluk dönemlerinin ardından sıra Vatatzesin ardından Teodor II’nin yönetimine gelmişti. Ve onun döneminde bütün Makedonya tekrar Bizans toprağı oldu büyük bir başarı ile Bulgarları oradan sürmeyi başardı. Fakat ne yazıktır ki sara hastasıydı ve sık sık nöbetlere tutuluyordu. Bu yüzden henüz 38 yaşındayken hayata veda etti(1258). Bunun ardından talihsizce tekrar eski günlerin iktidar kavgası başladı ve bu mücadeleden galip gelen Mikhael Paleologus oldu. Mikhael hırslı olduğu kadar vicdansızdı. Naibi olmaya yemin ettiği imparatora karşı kendini desteklemeleri için patrikhane makamına sayısız hediyeler sundu ve gerçek varis Dukasların sonuncusu henüz on yaşına varmamışken onun gözlerini kör ettirip karanlık geçen 30 yılına sebep oldu. Ve onun zamanında kazanılan Pelagonia Savaşı beklide onun kariyerinde bir dönüm noktası olacaktı. Ve böylece Mikhail batının bütün tehdidinden kendini arındırmış bir halde artık gözlerini Konstantinopolise dikebilirdi. Konstantinopolisteki Venediklilerin maddi kaynakları tükenmek üzereydi ve Venedik filosunun boğazın dışında olduğu bir zamanda rutin yoklamalarını yapan Trakya orduları kumandanı Aleksius Strategopulus donanmanın uzakta olduğunu görünce 800 askeri ile şehre gizlice girmeyi akıl ettiğinde tarih 25 Temmuz 1261’di. Baldwin II şehirde Bizans askerlerini görünce paniğe kapılıp kaçtı ve imparatora haber gönderildi. Böylece 12 Ağustos 1261’de Mikhael Palaeologus şehre resmen giriş yaptı. Tören Altın Kapıda başladı. Tanrıya minnettarlıklarını sunmak için 13 defa şükür duası okundu ve tören Studius Manastırına kadar yürüdü.Daha sonra Ayasofyada tekrar taç giyme töreni ve patriklik töreni yapıldı. Gerçek patriğe Ortodoksluk görevi iade edildi. Ve monarşinin devamı böylece Palaeologos hanedanına geçmiş oldu.




