Bizans kültürü, doğu ve batının bir karışmasıydı. Bu yüzden giyim tarzı sadece Byzantium şehrinde giyilen tarzları kapsamadı, Roma İmparatorluğu’nun başkenti olduktan sonra, onun etkisinin altında, İtalya, Yunanistan gibi bölgelerde de giyim açısından takip edildi. İlk başlarda Roma geleneklerinin tamamen aynısı bir giyim tarzına sahipti. Bizans’ta kıyafet değişikliği dördüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun sona ermesi ile başladı. Sosyoekonomik durum, meslek cinsiyet ve yaş Bizans İmparatorluğunda giysiler açısından belirleyici özelliklerdi. Genel olarak iki ana grup altında incelemeye almak mümkün olabilir. Birinci gruba rahipler, aristokratlar ve üst düzey memurlar, ikinci gruba ise yoksul vatandaşlar, hizmetçiler, keşişler, askerler ve çiftçiler girer.
Tunikli bir Bizans köylüsü
Erkekler açısından çok fazla bir değişim söz konusu değildi. Bir erkek için kıyafet; tunik dalmatika, pelerin, ayakkabı ya da çizmeden ibaretti. Giysilerin şekilleri genellikle benzer olmakla birlikte kumaş kalitesi ve dikiş kalitesi farklılık gösteriyordu. Tunikler Bizans’ta giyimin temelini teşkil ediyordu. Bu ikinci gruba dahil olan insanlar için günlük işlerinde üzerlerine geçirdikleri kıyafet olurken, üst sınıftan insanlar için bir içlik görevi görüyordu. Tunik vücutta gevşek olarak omuzlardan aşağıya sarkıp dizlere kadar uzanırdı. Kullanan kişinin aktivitelerine göre belden kuşak ile sabitlenerek de kullanılabiliyordu ve kollar mevsime göre uzun ya da kısa tutulabiliyordu. Koptik tunik bu tür giysi içinde en çok bilinenidir. Günümüzde bile hala bunun benzer örnekleri bazı yerlerdeki liman işçilerinde görülebilir. Bu tür tunikler dikdörtgen şeklinde olup omuzlardan iğnelenerek bel kısmında sabitlenerek kullanılır.Alt sınıf giyim tarzının en belirgin kıyafetini bu tür oluşturuyordu. Tuniğin ilk imalatında boyanmamış keten veya boyanmamış yün kullanıldı. Her ikisi de düz sade süssüz dokumalardı. Yün bildiğimiz yünden farklı olarak dokunmuş bir haldeydi. Daha sonraları bu tip giyim için ipek dokuma da kullanılmaya başlandı ve bu üst sınıfa mensup kimseler için daha çok iç giyim niteliğinde ya da yazlık giysi olarak kullanıldı. Genellikle toprak rengine yakın bir renkteydi ve boyama sırasında aşıboyaları kullanılıyordu. Koptik tunikler en çok dokunan ve kırpılan türlerdi. Çizgiler ve diğer şekiller kalın bir örme kumaştan yapılırdı ve tunik kırparken ortak özellikti. Bu örmek kumaş genel olarak mor renkte olmasına rağmen rengarenk olarak da bezenen türleri mevcuttu. Kırpmaların her biri ayrı ayrı hazırlanıp renklendirilirdi.
Dalmatik örnekleri
Dalmatika, üst sınıflar tarafından ve özel törenlerde giyilen bir çeşit cüppeydi. Altıncı ve onuncu yüzyıllar arasındaki dalmatikalar Ravenna mozaiklerinde imparator Justinian tarafından giyilen cüppe şeklinde karakterize edilebilir. Uzun sıkı giysi kolları ve dizlere kadar inen kesimi vardı. Bu bir tunik veya gömleğin üzerine giyilir ve genellikle kemerliydi. Dalmatika ya da cüppe hazırlanırken genellerle sert kumaşlar kullanıldı ve boyun yenler ile üst kol dikişi yan kesiklerle sınırlandı. Örme kalın kumaşın üstüne genellikle süs olarak inciler ve değerli madenlerden şeritler dokundu ve madalyonlar iliştirildi. Ve bu sebeple alt sınıftan olan kimseler için oldukça pahalı bir kıyafetti. Değerli maden işlemeleri söz konusu olduğundan kuzeydeki şehirler bu tür dokumada avantaja sahipti. Daha sonraki (10-13.Yüzyıl) dalmatikalar ise en çok bilinen Bizans giysileri olma özelliğine sahiptir. Giysi boyu zemine kadar uzadı ve kollar biraz daha geniş oldu. Bunlar kemerli ya da kemersiz olarak giyilebiliyordu boyunun uzamasına rağmen mevcut yan kesikler sayesinde yürümeye uygun hale getirildi. Bu tip dalmatikaların bazıları düğmeler ile tutturularak önden kapanabiliyordu. İlk zamanlardan beri yapılan en güzel desen seçimleri hep Bizantium’da yapılmıştır. Dalmatikalar için de ipek dokumalar kullanmak mümkündü ve bu sadece aristokrat insanlar tarafından satın alınabiliyordu.
İmparator Jüstinyen
Pantolonlar Doğu Roma’nın kurulduğu günden itibaren rağbet görmüş giysilerdir. Jüstinyen çorap giymeyi tercih ediyordu. Çobanlar ise ayak bileklerinden dize kadar bacaklarını kapatan kumaş parçaları geçirirlerdi bacaklarına. Mozaiklerde Frank tarzı golf pantolonlarına rastlanması bize o dönem için kültür alışverişinin habercisidir. On ikinci yüzyılın ilk yarısında erkeksi görünümü ortadan kaldıran dar uzun çoraplar giyilmeye başlandı ve yüzyılın sonunda çorap üst sınıflar arasında kullanılmaya başlandı üstelik çeşitli renklerde de olabiliyordu. Bacakları saran ve bele oturan yapısından dolayı pantolon gibi ip ile bağlanmak zorunda değildi.
Ayakkabılar Bizans dünyasında çok yaygın değildi. Ravenna mozaiklerinde görünen sadece beyaz çorapların üzerine giyilmiş sandaletlerdir. İmparator Basil II incilerle süslenmiş dize kadar yüksekliği olan bot giydiği görülür. Diğer imparatorlara ait resimlerde sadece ayakkabıların uç kısımları görüldüğü için herhangi bir yorum yapma şansı maalesef yoktur. Sandallar tıpkı Roma’da olduğu gibi kalın bir taban üzerine tutturulmuş kayışlardan yapılmıştı. Kırmızı sandallar imparator işareti idi ve onun haricinde kırmızı sandal giymek yasaktı.
Pelerinler yarım daire şeklinde kumaştan kesilmiş parçalardı. Genellikle arkadan kalça mesafesine kadar inip üzerinde inci ve değerli taşlardan bezenmiş şeritler olurdu. Pelerinin aynı zamanda gücü sembolize etme gibi bir özelliği de vardı. Rahat hareket imkanı olması açısından omuzlara iğnelenerek kullanılırdı. Daha sonraları generallerde pelerin kullanmaya başladılar. Şapkalar ise Bizans erkekleri tarafından tercih edilen bir şey değildi. On ikinci yüzyıla gelindiği zaman şehirde yaşayan Venediklilerin sayısı artmıştı ve onların kullandığı piramit şeklindeki şapkalar yavaş yavaş imparatorluk içinde de tercih edilir hale geldi ve bunu ilerleyen yıllarda yarım küre şeklindeki şapkalar izledi.
Bayanlarda da yine kıyafet açısından o kadar zenginlik göze çarpmıyordu fakat takılar ve mücevherli giysiler açısından oldukça iddialıydılar. Bayanlarda tunik genellikle sınıf farkı olmaksızın sadece iç giyim olarak kullanıldı.






